VELAYET VE VELAYETİN DEĞİŞTİRİLMESİ DAVALARI
Boşanma süreçlerinin şüphesiz en hassas ve geleceğe yönelik en kritik hukuki boyutunu, müşterek çocukların geleceğini doğrudan şekillendiren velayet hakkı oluşturmaktadır. Velayet, ergin olmayan çocukların bakımı, eğitimi, korunması ve yasal olarak temsil edilmesi hususunda anne ve babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütününü ifade eder. Türk aile hukukunda ve yargı pratiğinde velayete ilişkin kararlar verilirken tarafların kusur durumundan veya maddi güçlerinden ziyade, mutlak surette “çocuğun üstün yararı” ilkesi esas alınır. Ofisimiz; hem boşanma davaları esnasında velayet stratejilerinin kurulmasında hem de boşanma sonrasında değişen yaşam koşulları karşısında velayetin yeniden yapılandırılması süreçlerinde profesyonel avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Velayet hukuku kapsamında yürüttüğümüz temel süreçler ve yasal dava dinamikleri şunlardır:
Boşanma Aşamasında Velayetin Düzenlenmesi
Boşanma davası devam ederken veya boşanma kararı verilirken, ortak çocukların velayetinin hangi tarafa bırakılacağı hususu aile mahkemesi hakimi tarafından karara bağlanır. Hakim, çocuğun ruhsal, bedensel, ahlaki ve hukuki gelişimini en iyi şekilde hangi ebeveynin yanında sürdürebileceğini derinlemesine inceler. Gerekli durumlarda mahkeme bünyesindeki pedagog, psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan uzman heyetlerin hazırlayacağı sosyal inceleme raporları doğrultusinde geçici ve kalıcı velayet düzenlemesi tesis edilir.
Boşanma Sonrası Velayetin Değiştirilmesi Davası
Boşanma davası neticesinde velayetin bir tarafa verilmiş olması, o kararın kesin ve değiştirilemez olduğu anlamına gelmez. Koşulların değişmesi halinde velayet hakkı her zaman yeniden dava konusu yapılabilir. Velayetin değiştirilmesi davasının açılabilmesi ve mahkemece kabul edilebilmesi için şu yasal şartların birlikte gerçekleşmesi aranır:
Haklı Nedenlerin Varlığı: Çocuk kendisine bırakılan ebeveynin çocuğun bakımını ihmal etmesi, çocuğun sağlığını veya eğitimini tehlikeye düşürmesi, menfi yaşam koşulları içine girmesi ya da başka bir şehre/ülkeye taşınarak diğer ebeveyn ile kişisel ilişki kurulmasını tamamen engellemesi gibi somut haklı nedenler bulunmalıdır.
Esaslı Değişiklikler: Velayet hakkı sahibinin ya da çocuğun hayatında, boşanma anındaki durumdan bariz bir şekilde farklı, yeni ve derin yasal/fiili durumlar meydana gelmiş olmalıdır.
Süreklilik Arz Etme: Ortaya çıkan bu yeni olumsuz durumların veya engellerin geçici bir döneme özgü olmaması, süreklilik ve kalıcılık teşkil etmesi gerekmektedir. Ebeveynin yeniden evlenmesi, hapis cezası alması, ağır bir hastalığa yakalanması veya çocuğa karşı şiddet uygulaması bu kapsamda değerlendirilen süreklilik arz eden esaslı unsurlardır.
Uluslararası Sözleşmeler ve Çocuğun Görüşünün Alınması (İdrak Yaşı)
Türkiye’nin de taraf olduğu uluslararası çocuk hakları sözleşmeleri (Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ve Avrupa Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Sözleşme) uyarınca, velayet davalarında çocuk sadece bir “dava konusu” değil, aynı zamanda hakları olan bir bireydir.
Bu doğrultuda, müşterek çocuğun belli bir yaşa gelerek olayları anlama, muhakeme etme ve kendisini ifade etme yeteneğine kavuştuğu (genellikle yargısal uygulamada 8 yaş ve üzeri olarak kabul edilen idrak yaşına ulaştığı) hallerde, mahkeme hakimi tarafından çocuğun bizzat görüşüne başvurulur.
Çocuk, uzmanlar eşliğinde duruşma salonunda veya mahkeme koruyucu odalarında dinlenerek hangi ebeveynin yanında kalmak istediği sorulur. Çocuğun bu yöndeki iradesi, üstün yararına açıkça aykırılık teşkil etmediği sürece mahkemenin vereceği kararda en belirleyici unsurlardan biri olarak kabul edilir.
Aile Mahkemesi nezdinde açılacak olan velayetin değiştirilmesi talepli davalarda, ileri sürülen iddiaların hukuki delillerle, tanık beyanlarıyla veya uzman raporlarıyla kanıtlanması halinde, mahkemece mevcut velayet düzenlemesi iptal edilerek velayetin değiştirilmesine ve yeni duruma uygun olarak iştirak nafakası ile kişisel ilişki tesisine hükmedilir.