ISRARLI TAKİP SUÇU
Teknolojinin gelişmesi, iletişim kanallarının çeşitlenmesi ve sosyal medya platformlarının günlük hayatın merkezine yerleşmesi; bireylerin huzur, sükun ve kişisel güvenliğini tehdit eden yeni rahatsız etme modellerini beraberinde getirmiştir. İngilizce literatürde “stalking”, bu fiili işleyen takıntılı kişiler için ise “stalker” kavramları kullanılan ısrarlı takip eylemleri, uzun yıllar boyunca Türk ceza mevzuatında müstakil bir suç tipi olarak düzenlenmemişti. Mağdurlar, kendilerini psikolojik baskı ve korku altında bırakan bu takıntılı eylemlere karşı ancak “Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçu” kapsamında yasal yollara başvurabilmekteydi.
Bu alandaki hukuki boşluk; 27 Mayıs 2022 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7406 sayılı kanunun 8. maddesi ile doldurulmuştur. Yapılan düzenlemeyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 123. maddesinin ardına TCK m. 123/A (Israrlı Takip Suçu) hükmü eklenmiş; böylece eylemin doğrudan doğruya soruşturulması ve cezalandırılması imkanı getirilmiştir.
Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma Suçundan Farkı Nedir?
Israrlı takip, sistematiği gereği kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunun özel ve daha ağır bir görünüm şeklidir. İki suç tipi arasındaki temel farklar şunlardır:
Yaratılan Etki ve Kaygı Düzeyi: Kişilerin huzur ve sükununu bozma suçunda failin eylemleri mağdurda anlık veya dönemsel bir rahatsızlık uyandırırken; ısrarlı takip suçunda eylemler, hem mağdurun kendisinde hem de yakın çevresinde ciddi bir güvenlik endişesi ve kronik bir kaygı yaratacak boyuttadır.
Eylemlerin Niteliği: Huzur ve sükun bozma eylemleri genellikle gürültü yapmak, ısrarla telefon açmak gibi daha basit nitelikte kalırken; ısrarlı takipte fiziki olarak izleme, gözetleme, bilişim sistemleri veya üçüncü şahıslar aracılığıyla sürekli temas kurma gibi planlı ve takıntılı davranış modelleri söz konusudur.
Suçun Tanımı, Amacı ve İşleniş Biçimleri
Türk Ceza Kanunu m. 123/A/1 uyarınca; bir kimsenin ısrarlı bir şekilde fiziken takip edilmesi veya haberleşme/iletişim araçları, bilişim sistemleri ya da üçüncü kişiler aracı kılınarak temas kurulmaya çalışılması suretiyle, mağdur üzerinde önemli ölçüde huzursuzluk oluşmasına ya da kendisinin veya bir yakınının güvenliğinden endişe duymasına yol açılması ısrarlı takip suçunu oluşturur. Bu suçun temel halini işleyen faillere altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Saha deneyimlerimiz ve yargısal pratikler göstermektedir ki, suçun işleniş dinamikleri şu özellikleri barındırmaktadır:
Temas Kurma Amacı: Failin gönderdiği mesajların, görsellerin veya iletilerin mutlaka hakaret ya da tehdit içermesi gerekmez (eğer bu unsurlar varsa ayrıca hakaret veya tehdit suçlarından ceza davası açılır). Israrlı takipte asıl amaç, mağdurun iradesi hilafına sürekli olarak “temas kurma” arzusudur.
Dijital Alanın Kullanımı: Fiziki takibin yanı sıra, fail için daha az riskli ve kolay olan WhatsApp, Instagram, Facebook, Twitter (X) gibi sosyal medya platformları, e-posta gönderileri ve kısa mesajlar (SMS) vasıtasıyla sistematik rahatsızlık verme yöntemleri sıklıkla kullanılmaktadır.
İlişki Geçmişi ve Takıntı: Genellikle tek taraflı olarak sonlandırılmış ilişkilerin ardından (eski sevgili, eski eş), taraflardan birinin bu durumu kabullenemeyerek takıntı geliştirmesi şeklinde tezahür eder. Ancak suçun oluşması için taraflar arasında geçmişe dayalı duygusal bir bağ olması şart değildir; iş hayatındaki uyuşmazlıklarda veya sosyal çevrelerde de fail erkek veya kadın olacak şekilde bu suç işlenebilmektedir.
Suçun Nitelikli (Ağırlaştırılmış) Halleri
TCK m. 123/A/2 hükmü kapsamında, suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri düzenlenmiştir. Aşağıdaki durumların varlığı halinde faile verilecek cezanın alt sınırı bir yıldan az olmamak üzere, bir yıl ile üç yıl arasında hapis cezası olarak belirlenmiştir:
Suçun çocuğa karşı işlenmesi,
Suçun ayrılık kararı verilen veya boşanılan eşe karşı işlenmesi,
Israrlı takip eylemlerinin, mağdurun hayat düzenini altüst ederek konutunu, okulunu, işyerini değiştirmesine veya işini bırakmak zorunda kalmasına sebebiyet vermesi,
Fail hakkında daha önce mahkemelerce verilmiş bir uzaklaştırma veya mağdurun konutuna, okuluna, işyerine yaklaşmama tedbiri bulunmasına rağmen bu tedbirin ihlal edilerek suçun işlenmesi.
Şikayet Süresi, Zamanaşımı ve Uzlaşma Yasağı
Şikayet Koşulu: Israrlı takip suçu, takibi şikayete bağlı suçlar kategorisindedir. TCK m. 73 uyarınca, mağdurun fiili ve failin kim olduğunu öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayet hakkını kullanması gerekir. Her halükarda eylemin üzerinden 8 yıllık asli dava zamanaşımı süresi geçmemiş olmalıdır.
Uzlaşma Yasağı: Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı olan birçok suç tipi uzlaşma kapsamında yer alırken, Israrlı Takip suçu Ceza Muhakemesi Kanunu m. 253/3 uyarınca açıkça uzlaşma kapsamı dışında bırakılmıştır. Taraflar uzlaşsa dahi ceza soruşturması veya kovuşturması durmaz.
Yargılama Usulü ve Tutuklama Tedbiri
Suçun hangi fıkra kapsamında kaldığı, ceza muhakemesi hukuku açısından uygulanacak koruma tedbirlerini ve yargılama modelini doğrudan belirler:
TCK m. 123/A/1 (Temel Hal): Cezanın üst sınırı iki yıl olduğundan, bu suç tipi için CMK uyarınca Basit Yargılama Usulü uygulanır. Yine ceza üst sınırının iki yılı aşmaması nedeniyle bu aşamada fail hakkında tutuklama tedbirine başvurulamaz.
TCK m. 123/A/2 (Nitelikli Hal): Cezanın üst sınırı üç yıl olduğundan, Genel Yargılama Usulü kuralları geçerlidir. Üst sınır iki yılı aşmış olduğundan, somut olayın özelliklerine ve yasal şartların varlığına göre fail hakkında tutuklama kararı veya adli kontrol hükümleri uygulanabilmektedir.
Şikayet Başvuru Mercileri ve Koruma Tedbirleri
Mağdurlar, suça ilişkin ihbar ve şikayetlerini CMK m. 158 çerçevesinde yazılı dilekçeyle veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak şu mercilere yapabilirler:
Cumhuriyet Başsavcılıkları,
Emniyet veya Jandarma gibi kolluk makamları,
Valilik, kaymakamlık veya mahkemeler (buralara yapılan başvurular doğrudan ilgili savcılığa sevk edilir),
Suçun yurt dışında işlendiği veya mağdurun yurt dışında bulunduğu durumlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin elçilik ve konsoloslukları.
6284 Sayılı Kanun Kapsamında Koruma: Israrlı takip mağdurları, ceza soruşturmasının yanı sıra 6284 Sayılı Kanun kapsamında aile mahkemelerinden veya mülki amirlerden acil koruma, uzaklaştırma, iletişim araçlarıyla rahatsız edilmenin önlenmesi gibi koruyucu ve önleyici tedbir kararları talep etme hakkına sahiptir. Failin bu tedbirlere aykırı davranması, hem zorlama hapsine tabi tutulmasını sağlar hem de ceza davasında suçun nitelikli halden (m. 123/A/2) görülmesine yol açar.
Maddi ve Manevi Tazminat Sorumluluğu
Israrlı takip eylemlerinin ceza mahkemesi nezdinde sübuta ermesi ve failin ceza almasının kesinleşmesi, özel hukuk boyutunda da ciddi mali sonuçlar doğurur. Mağdur, uğradığı haksız fiil nedeniyle fail aleyhine hukuk mahkemelerinde tazminat davası açabilir:
Maddi Tazminat: Takip sebebiyle güvende hissetmeyerek konutunu taşımak, işini bırakmak veya okulunu değiştirmek zorunda kalan mağdurun maruz kaldığı taşınma masrafları, emlakçı komisyonları, iş ve gelir kayıpları gibi somut maddi zararların failden tahsili talep edilebilir.
Manevi Tazminat: Failin yarattığı psikolojik şiddet, korku, endişe ve huzursuzluk ikliminin mağdurun ruhsal bütünlüğünde açtığı derin yaraların ve yıpranmanın karşılığı olarak mahkemeden adil bir manevi tazminat hükmedilmesi istenir.