BABALIK DAVASI VE SOYBAĞININ REDDİ DAVALARI
Sosyal yaşamda, evlilik birliği dışındaki ilişkilerden dünyaya gelen çocukların varlığı yadsınamaz bir gerçekliktir. Pek çok olayda, biyolojik babanın çocuğu resmi olarak soy kütüğüne kaydettirmekten kaçındığı görülmektedir. Bu tür durumlarda, nesebin tespiti adına babalık davası ikame edilmesi bir zorunluluk olarak ortaya çıkar. Günümüz tıp dünyasının ulaştığı teknolojik imkanlar sayesinde, yargılama sürecinde yaptırılacak DNA incelemesi ile babalık olgusu hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmektedir. Söz konusu babalık davasını anne ile birlikte çocuğa hukuken görevlendirilen kayyım açma yetkisine sahiptir. Bu dava, çocuğun soybağı yönünden gerçek biyolojik babasının hanesine nüfusa kaydedilmesine imkan tanır. Böylelikle çocuk, babasının yasal mirasçılık haklarını da elde etmiş olur. Ayrıca bu süreçte anne için de yasal şartlar dahilinde tazminat ve nafaka hakları talep edilebilmektedir.
Soybağının reddi davası ise koca (baba) tarafından ikame edilen bir dava türü olup, nüfus kütüğünde kendi üzerine kayıtlı olarak görünen çocukla arasındaki hukuki bağı ortadan kaldırmayı amaçlar. Zira evlilik birliği sürerken veya evliliğin sona ermesinden itibaren üç yüz günlük süre içinde doğan çocuk, yasal karine gereği koca adına nüfusa kaydedilir. Şayet kişi, nüfusta kendi çocuğu olarak görünen küçüğün gerçek biyolojik babası olmadığını ileri sürüyorsa, soybağının reddi davası yoluna gitmelidir. Aynı şekilde, çocuğun gerçek biyolojik babası olduğunu iddia eden üçüncü kişi de, nüfusta baba olarak kayıtlı bulunan şahsa karşı bu davayı açma hakkına sahiptir.