BANKA İŞ HUKUKU
Bankacılık alanında faaliyet gösteren personeller, temel kural olarak 4857 sayılı İş Kanunu hükümlerine tabi işçilerdir. Bununla birlikte, finans sektöründeki sendikalaşma oranının yüksekliği dikkate alındığında, meydana gelebilecek uyuşmazlıklarda çalışanın görev yaptığı banka ile imzalanmış bir Toplu İş Sözleşmesi’nin (TİS) var olup olmadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Zira Toplu İş Sözleşmeleri, çalışan lehine standart yasaların ötesinde ek sosyal ve ekonomik haklar barındırır. Bu kazanımlara hakim olmak, banka personeline iş ilişkisinde ilave bir koruma kalkanı ve güvence sağlar.
Tüm bunların yanında, banka çalışanlarının işe başlangıç aşamasında imza attıkları iş sözleşmelerinde ekseriyetle işçi aleyhine ağır maddeler yer almaktadır. Örneğin, personelin belirli bir süre dolmadan kendi isteğiyle işten ayrılması (istifa) durumunda yüksek tutarlı cezai şartlar ya da eğitim giderleri ödeyeceği yönünde taahhütler alınmaktadır. Bahse konu cezai şart yaptırımları ile çalışanların daha elverişli şartlarda iş teklifi almaları halinde istifa ederek ayrılmalarının önüne geçilmek istenmektedir. Bu gerekçeyle iş sözleşmesini sonlandıran çalışanlara, bankalar tarafından cezai şart tahsili amacıyla sıklıkla davalar açıldığı gözlemlenmektedir. Oysaki banka personeli tarafından öncelikle cezai şartın iptaline yönelik müstakil bir davanın açılması, hukuki strateji açısından çalışan lehine bir durum oluşturur. Çünkü bankanın bu meblağı tahsil etmek adına karşı bir hamle yapması veya dava açması halinde, işçi tarafından daha önce ikame edilmiş olan cezai şartın iptali davası mahkemece bekletici mesele yapılabilecektir.
Ayrıca bankacılık iş kolunda psikolojik taciz (mobbing) uygulamalarıyla da çok sık karşılaşılmaktadır. Bu neviden baskılara maruz kalan işçiler yönünden iş sözleşmesinin haklı nedenle feshi (haklı fesih) imkanı doğmakta ve kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti gibi tüm işçilik alacakları talep edilebilmektedir.
Aynı şekilde, banka çalışanının iş akdine haksız ve geçersiz gerekçelerle son verilmesi durumunda, işe iade davası yoluna gidilmesi mümkündür. Haksız işten çıkarma süreçleriyle karşılaşan personeller, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işe iade talebinde bulunma hakkını haizdir. İşe iade davası açabilmenin ilk temel koşulu, iş yerinde en az otuz işçinin istihdam ediliyor olmasıdır ki, ülkemizde faal olan bankaların neredeyse tamamı bu yasal kriteri karşılamaktadır. Aranan bir diğer yasal şart ise çalışan personelin en az altı aylık bir kıdeminin (çalışma süresinin) bulunmasıdır. Bu yasal ön şartların bir arada bulunması durumunda işe iade davası ikame edilebilmektedir.
Banka İş Hukuku disiplini çerçevesinde hukuk büromuz tarafından sağlanan hizmetler şu şekildedir:
- Banka İş Hukuku mevzuatı ve uygulamaları kapsamında her türlü hukuki bilgilendirme ve danışmanlık desteğinin sağlanması.
- Banka personelinin iş sözleşmelerinin geçersiz feshi, mobbinge maruz bırakılmaları, fazla mesai alacaklarının eksik veya hiç ödenmemesi gibi hukuka aykırı işlemlere karşı işçilik hak ve alacaklarına dayalı tazminat davalarının açılması, sürecin takibi ve neticelendirilmesi.
- Kanunda aranan şartların varlığı halinde, iş akitleri haksız biçimde feshedilen banka çalışanları adına işe iade davalarının açılması, yargılama safhalarının yürütülmesi ve sonuçlandırılması.
- İş sözleşmelerinde yer alan haksız cezai şart maddelerinin iptali istemiyle davaların ikame edilmesi, takibi ve karara bağlanması.
Banka personeli hakkında yürütülen haksız disiplin soruşturmalarına ve verilen disiplin cezalarına karşı gerekli itirazların yapılması, yasal zeminin oluştuğu durumlarda tazminat davalarının açılarak neticelendirilmesi.